Like A Flower BL 4.Bölüm

Ruan ji Lijuan, tekrar dışarı çıktığı için seviçle kıkırdadı. İçeride boğulmuş gibi hissediyordu. Kan kokusu da çok rahatsız ediciydi.

 

Nian zhen, bunalmış görünen Ruan ji Lijuan’a baktı. Her halinden sevimlilik akıyordu.

 

Ruan ji Lijuan, sıcakladığı için kızarmış yanakları ile sinirli bir şekilde Nian zhen’e baktı ve konuştu.

 

-Çok kabasın! Git de yıkan! Pis kokuyorsun!

 

Nian zhen, kana bulandığını unutmuş gibiydi. Bir anda hatırladı. Alışık olduğu bir şeydi. Bazen günlerce hatta yıllarca kanın içinden kaldığı oluyordu. Savaşmayı seviyordu.

 

-Üzgünüm. Kızma bana.

 

Ruan ji Lijuan, kollarını birleştirdi ve “hımh” diye ses çıkartıp tavrını korudu. Gerçekten de çok şirin duruyordu. Fakat kızgındı.

 

Nian zhen, gülümsedi. Soğuk yüzü erimiş gibiydi. İçten bir şekilde gülümsüyordu.

 

-Banyo yapmalıyım. Peki sen de yıkanacak mısın? Ayrıca…kıyafetlerin yok mu?

 

Ruan ji Lijuan, çıplak olduğunu unutmuştu. Şimdi bir kez hatırlatıldığında utandı ve kızardı. Bağlı olduğu Çiçeğin yapraklarından birini aldı ve üstüne örttükten sonra utançla bağırdı.

 

-Bakma!

 

Nian zhen, küçük çocuğun hallerine kıkırdadı. Parmağı ile bir kez dürtükledikten sonra kıyafetlerini çıkarttı ve banyoya gitti.

 

Ruan ji Lijuan,  dışardan gelen hışırtı ve kapı açılma sesi ile Nian zhen’in gittiğini anladı ve üstüne örttüğü yaprağı geri çekti.

 

Nian zhen, gerçekten de gitmişti. Kısa süre içinde su sesi geldi.

 

Ruan ji Lijuan, su sesini duyduğunda rahatladı. O pis kokuyu daha fazla çekmek istemiyordu. Kendisini çıplak gördüğü içine utanmıştı. Bir süre kendisine baktı. Gerçekten de çok küçüktü. Acaba her zaman bu halde mi kalacaktı?!

 

Ruan ji Lijuan, kendisini devler ülkesinde ki oliver gibi hissediyordu. Bir zaman okuduğu bir kitaptı. Şimdi ise oliver’in şaşkınlığını yaşıyordu.

 

Ruan ji Lijuan, yüzünü görmese de iyi göründüğünü tahmin ediyordu. Bembeyaz temine dağılmış çilleri görüyordu. Göze güzel görünüyorlardı.

 

Ruan ji Lijuan, biraz düşündü. Kitabın ilk bölümündeydi. Nian zhen, kaçırılmıştı ve muhafızları öldürüp eve dönmüştü. Sonra olacakları biliyordu. Bu yüzden de şaşırmasına gerek yoktu.

 

Ruan ji Lijuan, bu kitabın içinden harem olmasa da aslında bir kadın karakter olduğunu biliyordu. Her zaman, onu merak etmişti.  Tarif edildiği gibi güzel olmalıydı.

 

Bu kadın karakterin bir hastalığı vardı. Kırmızı bulut şehrinden biraz uzakta olan başka bir şehrin şehir lordunun kızıydı.

 

Nian zhen’in yolu o şehire düşmüştü ve ihtiyacı olan malzemeleri almak için gittiğinde de bir şekilde şehir lordunun kızı ile karşılaşmıştı. Onun hastalığını tedavi etmişti.

 

Bu sayede de aralarında biraz romantik bir ilişki başlamıştı. Şimdi yeni bir karakter daha kitaba eklenmişti. O da kendisiydi. Nian zhen ve o kız arasında ki romantik ilişkiyi desteklemeyi planlıyordu.

 

Ruan ji Lijuan, kendi içinde hayallere dalmışken, su sesi kesildi ve banyodan yarın çıplak Nian zhen çıktı. Sıkı vücudunda ki su damlaları paelıyor gibiydi. Oldukça yakışıklı görünüyordu.

 

Ruan ji Lijuan, utançla başını geri çevirdi ve daha fazla bakmayı reddetti. Bu hali tabi ki Nian zhen tarafından görüldü.

 

Nian zhen, utanmış halde ki küçük çocuğu gördüğünde gülümsedi. İçinden ona bulaşmak geliyordu ama korkutamazdı da.

 

Nian zhen, üstünü giyindikten sonra Ruan ji Lijuan’ın yanına geldi ve konuştu.

 

-Neden utandın?! Gördüğüm kadarıyla bir erkeksin. Utanmana gerek yok!

 

Ruan ji Lijuan, kızarmış yanakları ile öfkeyle Nian zhen’e döndü ve konuştu.

 

-Benimle alay etme! Bana bir kıyafet bul! Bu şekilde dolaşmak istemiyorum!

 

Nian zhen, kızgın görünen Ruan ji Lijuan’ın sevimli olduğunu düşündü ve parmağı ile hassas cildini bir kere dürtükledi.

 

-Ayy!

 

Ruan ji Lijuan, beline gelen parmak ile ufak bir çığlık attı ve geriye kaçtı. Huylanmıştı.

 

-Bana dokunma!

 

Nian zhen, kıkırdadı ve bir kez daha dürtükledi. Aynı ufak çığlığı duyunca kıkırdaması kahkahaya dönüştü.

 

-Hahahahah…Çok tatlısın Xiao Juan!

 

Ruan ji Lijuan, ani gelen iltifat ile kekeledi. Alışık değildi.

 

-Be-ben tat-tlı de-ğilim!

 

Nian zhen, parlak gözlerle baktıktan sonra konuştu.

 

-Tamam tamam. Aç mısın? Yemek yiyebilir misin?

 

Ruan ji Lijuan, bu kadar zamandır aç olduğunu yeni fark etmişti. Gerçekten de kendisine hatırlatılmadığı sürede fark etmiyordu. Tıpkı kitap okurken ya da bahçesi ile ilgilenirken geçen zamanı fark etmediği gibi.

 

Nian Zhen, başıyla onaylayan Ruan ji Lijuan’a gülümsedikten sonra odasında kısa bir süre çıktı ve geri geri geldiğinde elinde bir yemek tepsisi vardı. Hazır dışarı çıkmışken, bir hizmetçi de çağırmıştı.

 

Bu hizmetçi de küçük bir kızdı. Babası tarafından sıkça azarlanan asıl Nian zhen’in arkasını toplamıştı. Karakter olarak Ruan ji Lijuan’a biraz benziyordu. İkisi de yumuşak bir karaktere sahipti.

 

Küçük kız, merakla odaya baktıktan sonra hayatında gördüğüm en güzel şeyi fark etti. Şaşkınlıkla gözleri büyüdü ve ağzı açıldı. Yanakları da biraz kızarmıştı.

 

Meraklı küçük kız, hızla çiçekte oturan Ruan ji Lijuan’ın yanına geldi ve bağırdı.

 

-Gökler! Çok tatlı! Genç usta, bu nedir?!

 

Nian zhen, bu küçük kızı hatıralarında görmüştü. Güvenilirdi. Bu yüzden de konuştu.

 

-O bir çiçek ruhu. Çok tatlı değil mi?! Ona kıyafet dikebilir misin?!

 

Küçük kız, kararlı bir şekilde Nian zhen’e baktı ve konuştu.

 

-Genç usta, bana güvenebilirsiniz! Ona en tatlı kıyafetleri dikeceğim! Ayrıca kimseye de söylemeyeceğim!

 

Nian zhen, küçük kızın başını okşadıktan sonra konuştu.

 

-Niu niu, sana güveniyorum. Sakın kimseye söyleme! Bu bizim sırrımız tamam mı?!

 

Ruan Ji Lijuan, neden kendisinin sır olarak saklanması gerektiğini merak etti. Bebeksi bir sesle konuştu.

 

-Neden beni sır olarak saklıyorsunuz?

 

Küçük kız, parmağını havaya kaldırdı ve kardeşini uyarır gibi ciddiyetle konuştu.

 

-Çok tatlı olduğundan, seni burada yerler! Kötü canavarların yemin olmak istemezsin değil mi?

 

Ruan ji Lijuan, kötü canavarlardan bahsedildiğinde titredi ve korku nedeniyle gözleri doldu. Bir erkek olarak almak istemiyordu ama korkmasına da engel olamıyordu.

 

-Beni yemesinler! İstemiyorum!

 

Nian zhen, nazik bir şekilde baktı ve pamağı ile Ruan ji Lijuan’ın küçük kafasını okşadıktan sonra konuştu.

 

-Endişelenme! Ben seni korurum.

 

Ruan Ji Lijuan, kafasını eğdi ve onaylamak istedi.

 

-Gerçekten mi?! Beni koruyacak mısın? Kendinde tehlike de olmaz mısın?

 

Nian zhen, şaşkınlıkla Ruan ji Lijuan’a baktı. Az önceki kendisi için mi endişelenmişti?! İlk defa birisi, onun için endişe duyuyordu! İçini bir sıcaklık kapladı ve kalbine kadar ulaşıp biraz titremesine neden oldu.

 

Nian zhen için normalde kimse endişe etmezdi. Daha çok korku ve saygı vardı. O kutsal imparatorun tek oğluydu! Güç her zaman elindeydi!

 

-Xiao Juan, endişelenme. Kimse beni yenemez! Hepsini ezip geçeceğim!

 

Nian zhen, küçük kızı kovduktan sonra Ruan ji Lijuan’ı yanına aldı ve yemek tepsisinden yemeğe başladı.

 

Ruan ji Lijuan, hazırlanan yemeklere parlak gözlerle baktı. Almaya parasının yetmediği et bile vardı. Hızla ete ilerledi ve ucundan biraz ısırdı.

 

Et, ağzından eridi ve sosu üstünde bulaştı. Resmen sadece ağzı ile değiliz tüm vücudu ile yiyordu. Bu da küçük olmasından kaynaklıydı. Et bile kendisinden daha büyüktü!

 

Ruan Ji Lijuan’ın ısırıkları karınca ısırıkları gibi küçüktü. Yediği şeyden zevk aldığı çok belliydi. Tüm vücudu sosa bulanmıştı fakat inatla yemeye devam ediyordu.

 

Nian zhen, şaşkınlıkla Ruan ji Lijuan’a baktı. Çok acıkmış olmalıydı. Ses etmedi ve izlemeye devam etti. Doymuş kadar olmuştu. Yemese bile sorun yoktu. Dayanabilirdi. Fakat bu küçük şey, acıkmıştı ve onu rahatsız etmek istemedi.

 

Ruan Ji Lijuan, bir süre yedikten sonra karnı şiş bir şekilde çekildi. Tüm lokmalarını toplasan, Nian zhen’ın tek bir ısırığı kadardı. Vücut küçük olunca haliyle de yediği şey de azdı.

 

Nian zhen, gülümsedikten sonra konuştu.

 

-Doydun mu? Pilavda istiyor musun?

 

Ruan ji Lijuan, başını olumsuz anlamında salladıktan sonra kirlendiğini fark etti ve utandı. Aç bir kurt gibi saldırmıştı. Hani kibarlık?! O neredeydi?! Yemeği görünce tutamamıştı kendisini.

 

Nian zhen, eliyle nazikçe Ruan ji Lijuan’ı tuttu ve banyoya görürdükten sonra yıkamaya başladı. Oldukça nazik davranıyor ve zarar görmesinden korkuyordu.

 

Nian zhen, bu küçük adam içinden bir kaç eşya almaya karar verdi. Aklına oyuncak bebek evi geldi. Bu tür bir şey ayarlayabilirdi.

 

Ruan ji Lijuan, sıcak suyla yıkanmış ve iyi bir yemek yemişti. Kendisini uykulu hissediyordu.

 

-Teşekkürler gege.

 

Nian zhen, sesi uykulu çıkmasına rağmen kendisini teşekkür etmeye zorlayan Ruan ji Lijuan’a baktı. Onu korumak istedi. Güzel ve tatlı bir oyuncak bebeği andırıyordu. Onu korumazsa ölebilirdi. Bunu hiç istemedi.

 

Nian zhen, uyuklayan Ruan ji Lijuan’ı yatağa yatırdıktan sonra önünde ki tapılası çocuğa baktı. Daha tanışalı bir kaç saat olmuştu ama ona şimdiden alışmıştı.

 

Nian zhen, düşünüyordu. Bu şey kendi önünde çıktığı için artık ona aitti. Ayrıca onu başkalarına da vermek istemiyordu. Eşyalarını asla paylaşmazdı!

 

Nian zhen, bu küçük adamın ürkekliğini sevmişti. Fazlasıyla ürkek ve bir o kadar da saftı. Bu yüzden de asla kirlenmemesini sağlamalıydı. Bu güzelliğin dolmasına izin veremezdi.

 

Nian zhen, bu yeni bedenine alışmak ve tam olarak nerede olduğunu belirlemek istedi. Daha önce Kırmızı bulut şehrini hiç duymamıştı. Oldukça küçük bir yerdi. Zaten, burada ki insanların yetişim seviyesinden ne kadar zayıf bir bölgede olduğunu anlamıştı.

 

Yetişim seviyeleri

 

Ölümlü Alemler: Qi toplama alemi-> Temel Kaynak Alemi -> Başlangıç Kaynak Alemi -> Gerçek Kaynak Alemi -> Ruhsal Kaynak Alemi -> Yeryüzü Kaynak Alemi -> Gökyüzü Kaynak Alemi -> İmparator Kaynak Alemi -> Tiran Kaynak Alemi -> Egemen Kaynak Alemi

 

İlahi Alemler: İlahi Köken Alemi -> İlahi Ruh Alemi -> İlahi Musibet Alemi -> İlahi Öz Alemi -> İlahi Kral Alemi -> İlahi Egemen Alemi -> İlahi Usta Alemi -> …

 

Her alem 13 seviyeye ve 3 aşamaya ayrılıyordu. (Başlangıç-orta-zirve)

 

Nian zhen, önceden İlahi köken aleminin zirvesine kadar çıkmıştı ama ilahi ruh alemine çıkamadığı için ölmüştü. Bir aleme çıkmakta başarısız olduğun zaman da sana zarar veriyordu. Ömrünü azaltıyordu. Bir kez daha çıkmaya çalışmak eskisinden çok daha zor oluyor ve başarısızlık oranı daha da artıyordu.

 

Nian zhen, normalde bir kaç bin yıl daha yaşayabilirdi fakat tam 3 kez denemişti! Yani sonucunda da ömrü tükenmiş ve ölmüştü. Babası ise çok daha güçlüydü. İlahi Öz aleminin zirvesindeydi. Aralarında bir alem olsa da aslında görünenden daha fazlasıydı. İlahi alemlerde tek bir seviye atlamak bile yüzlerce belki de binlerce yıl sürüyordu. Bu da yetenekli olmasından kaynaklanıyordu. İyi bir çok kaynakla beslenmişti ama yine de alemi geçmekte başarısız olmuştu.

 

Nian zhen, geçemeyeceğini anladığı zaman da Gökyüzü kütüphanesinden kitap okuyarak zamanını geçirmişti. Kalan ömrü de kitaplarla geçmişti.

 

Nian zhen, bu sefer gerçek bir ölümsüz olmak istiyordu. Bu sefer ki bilgisi daha çoktu. Daha hızlı seviyeleri ve alemleri atlayabilirdi. Ayrıca, bu sefer aşık olmak ve biri ile olmak istiyordu.

 

Nian zhen, uyuyan Ruan ji Lijuan’a baktı ve gülümsedi. Bu yeni hayatına yanlız başlamaması çok iyi olmuştu.

 

Nian zhen, başka bir köşeye geçti ve bu bedenin neden doğru düzgünce yetişim yapamadığını anlamaya çalıştı.

.

Like A Flower (BL)

Like A Flower (BL)

Puanlama 0.0
Seviye: Ongoing Tür: Yazar: Orjinal dil: Türkçe
Like A Flower (BL)   Ruan Ji Lijuan, kitap okumayı seven genç bir adamdı. İsmi her ne kadar kadınsı olsa da görünüşü değildi. Buna rağmen karakteri, ismi ile uyuşuyordu.   Ruan Ji Lijuan, okumayı abarttığı bir zamanda yorgunluk yüzünden ölür ve kendisini bir çiçek olarak bulur.   Hemen oku!

Yorumlar

Ayarlar

Karanlık Modla Çalışmıyor.
Sıfırla