Like a flower 28.Bölüm

Like a Flower 28.Bölüm

Önceki bölüm

Nian Hai, gözlerini kapattı ve geriye yaslandıktan sonra konuştu.

-Oğlum, çoktan öldü. Hala onun yasını kalbimde tutuyorum. Sen de istekliysen, benim oğlum olabilirsin. Ruan Ji Lijuan’a gelince de onun ne sevdiğini biliyor musun? Hakkında ne biliyorsun? Neyi sever, neyi Sevmez? Bunu dikkatlice düşün.
.
.
.
.
.
.
.
.
Nian Zhen, kızarmış gözlerle Nian Hai’ye baktı. Bu adam…Fazla sevimliydi. Ruan Ji Lijuan, hakkında pek de bir şey bilmiyordu. Sadece kendisine söylenenleri biliyordu.

-Nian Hai, ben oldukça güçlü biriydim. Çok yüksek seviyelere çıkmıştım fakat başarısız oldum ve öldüm. Gözlerimi açtığımda kendimi benimle aynı isimde ki bir çocuğun bedeninde buldum. Benim bir babam vardı fakat….Her neyse, benim babam olmaya layıksın.

Nian Hai, şaşkınlıkla Nian Zhen’e baktı. Kendisinden çok daha yaşlı olduğunu zaten fark etmişti. Fakat başka bir babası daha olacağını hesaplayamamıştı. Gözleri kızardı ve ayağa kalkıp oğlu gibi gördüğü Nian Zhen’e sarıldı.

-Sen, her zaman benim oğlum olacaksın! Bir baba olarak sana yardım edeceğim ve siz iki salağı birleştirmeye çalışacağım. Şu anda ne yapıyor?

Nian zhen, yüzünde yarım ve acılı bir gülümseme ile konuştu.

-Benimle konuşmamak için derin bir uykuya yattı.

Nian Hai ve Nian zhen, tekrar yerlerine oturdular ve şaraplarını içtiler. Kısa süre için de bir çok şarap sürahisi bitmişti. İkisi de kendi alemlerime dalmışlardı. Gecenin ilerleyen saatlerinde Nian zhen, yarı sarhoş bir şekilde odasına geri döndü.

Nian zhen kendi odasına gittiğinde tüm ziyaretçileri reddetti. Yalnız kalmak istiyordu. Ayrıca yaklaşan büyük bela içinde hazırlanmak istiyordu.

Zaman yavaş yavaş geçiyordu….

Fei ailesinden sadece birkaç düzine insan vardı ama güçleri 100 hatta 1000 kişiden fazlaydı. Hedefleri olan Şehir efendisinin Malikanesine doğru ilerliyorlardı.

Bir Başlangıç kaynak alemindeki adam gür bir sesle bağırdı.

– kaybolun ya da ölün!

Buraya gelen az sayıda insan olmasına rağmen, hepsi korkunç derecede güçlüydü.

İnsanlar kendi arasında konuştular.

– Nian ailesi bitti…

-Liderlerine bakın. Adı Fei Shan ve Fei ailesinin lideri. Başlangıç kaynak aleminin zirvesinde bir savaşçı.

-Elbette gelecekti. Çok öfkeli çünkü işleri Nian zhen tarafından berbat hale geldi..

Herkes korkuyordu. Fei ailesi çok zalimdi. Buradaki insanların çoğu daha önce Başlangıç kaynak aleminde bir savaşçı görmemişti.

Fei ailesinin savaşçılarından biri elinde ki kamçısını savurdu ve birine vurdu. Adam tamamen 2 parçaya ayrıldı.

-Uzaklaşın! Yolumuzu kapatmayın!

Aynı zamanda Şehir Efendisi’nin malikanesinde, Fei ailesinin geldiği haberini duymuşlardı. Hepsi hazırlıklı olmalarına rağmen Fei ailesinin geldiğini duyunca korktular.

Biri bağırdı. Bu kritik bir andı ama Nian zhen hiçbir yerde bulunamadı. Hâlâ kendi evinde saklanıyordu ve son iki gündür kimse onu görmemişti. Kendini kapatmıştı.

-Genç efendi nerede? Fei ailesi burada!

Nian Hai, bir muhafıza baktı ve konuştu.

-Git ve genç efendinin şu anda ne yaptığına bir bak.

Muhafız, Nian zhen’in evine doğru hızla koştu.

Bir süre sonra Muhafız şişmiş bir yüz ve dolu gözleri ile geri döndü.

Bei zhen, kaşlarını çattı ve merakla sordu.

-Ne oldu?!

Muhafız üzgün görünüyordu, durum o kadar kritikti ki kapıyı çalmadan girmişti ve daha bir şey söyleyemeden Nian zhen tarafından tokatlandı ve bacağı da neredeyse kırılacaktı. Anlaşılan Nian zhen, pek de iyi bir ruh halinde değildi.

-Genç efendi beni kovaladı ve kimsenin onu rahatsız etmemesini söyledi.

Muhafız başını kaldırdı ve gözlerinde yaşlarla gökyüzüne baktı. O sadece haberciydi, tokatlanmayı hak etmiyordu. Kendi kendine söylendi.

-Neden hep incinen ben oluyorum?

İnsanlar sinirlendi. Genç efendilerinin gerçekten ne yapmaya çalıştığını anlayamadılar. Büyük bir güvenle herkesi Fei ailesinden koruyacağını söylemişti. Fakat şimdi odasında saklanıyordu.

-Bu neden oldu? Genç efendi bizi koruyacağını söylemedi mi? Neden hala saklanıyor?

-Genç efendi kolayca kaçamaz ve biz de onlardan saklanamayız.

Bei Zhen, yüksek sesle bağırdı. Nian zhen’in ne yapmak istediğini anlayamasa da ona güveniyordu.

-Kesin sesinizi!, genç efendinin dışarı çıkmak istememesinin bir nedeni olmalı!

-Boooom!!!

YN: Sfx yapmaya çalışırken başarız olmak. Bunu beceremiyorum.?

Aniden girişten yüksek bir patlama sesi duyuldu. Ön kapı parçalara ayrılmıştı ve bir ses duyuldu.

-Nian ailesi, şimdi dışarı çıkın ve ölmeye hazır olun!

Ses çok yüksekti ve yankılanmıştı. Herkes sesi net bir şekilde duymuştu. İnsanlar korktu ve sessiz kaldı.

Fei ailesi çok güçlüydü ve davranışlarına bakılırsa Nian ailesine hayatta kalma şansı vermeyeceklerdi.

Nian Hai hızla ön kapıya doğru yürüdü geri kalanı da derin bir nefes aldı ve arkasından takip etti. Bu kritik bir andı ve eğer çözemezlerse bugün hepsi ölecekti.

Kısa sürede Nian ailesinin tüm üyeleri toplanmıştı. Parçalanmış ön kapıya bakan herkes ürkmüştü. Fei ailesinde ki adamlara baktılar ve herkesin önünde sarı renkli kıyafetler giyen bir adam gördüler. Kırk yaşlarında gibi görünüyordu ve Rong Fan ile karşılaştırılabilecek büyüklükteydi. Yüzünde korkunç bir yara izi vardı ve onu ilk kez gören herkes daha çok korktu.

Bu Adam Fei ailesinin lideri, Fei Yue idi. Söylentilere göre oldukça zalim biriydi ve onu sinirlendiren kimsenin kolayca kaçmasına izin vermezdi. En sevdiği kuklaları Rong ailesi öldürülmüştü ve bunun da intikamını almayı planlıyordu.

Fei Yue, Qi’sini çıkarttı ve büyük bir baskı ortaya çıktı. İnsanlar nefes almakta zorlanmaya başladılar. Güç farkı çok açıktı.

Fei Yue’nin arkasında 50 yaşlarında iki yaşlı adam duruyordu, yüzlerinde kibir vardı ve aynı zamanda onlar da Başlangıç kaynak alemindeydi. Düzinelerce vahşi adam onların arkasında duruyordu ve hepsi de temel kaynak aleminde ki savaşçılardı.

Fei Yue, yüksek bir sesle sordu. Acımasız bir ifadeyle Nian ailesine baktı. Onlara hemen saldırmadı çünkü bugün Nian ailesi yok olacaktı. Nian zhen’in kim olduğunu öğrenmek istedi çünkü her şeyi o başlatmıştı.

-Hanginiz Nian zhen?

Nian Hai, öne çıktı ve konuştu. Fei ailesi, Nian soy ismine sahip olan kimsenin kaçmasına izin vermeyecekti. Oğlunun, bu sorunu çözmesi için bir fikri yoksa ne pahasına olursa olsun onu koruması ve buradan kaçmasına yardım etmesi gerekiyordu.

-Ben Nian Hai, Her şeyin suçlusu benim. Oğlumla hiçbir ilgisi yok!

Savaşçıların arasında saklanmış olan bir adam öne çıktı ve bağırdı. Bu Rong ailesinden kaçan bir casustu. Savaşı gördüğü anda haber vermek için kaçmıştı.

-Hayır, yalan söylüyor. Nian zhen şu anda bir yerlerde saklanıyor olmalı.

Fei Yue’nin yüzünde kötü bir gülümseme belirdi ve öldürme arzusunu ortaya çıkarttı.

“Bir yerde mi saklanıyor? O zaman önce babasını öldüreceğim ve hala saklanacak mı göreceğim.

Fei Yue’nin öldürme arzusunu hissettiklerinde Nian ailesinin tüm insanlarının yüzü soldu. Nian zhen, tehlikeli bir durum ortaya çıktığında önlerinde duracağını söylemişti fakat yine de ortaya çıkmamıştı. Hepsi hüzünlüydü ve tüm umutlarını yitirmişlerdi.

Nian hai, kaşlarını çattı ve konuştu.

-Onları ben öldürdüm. Başka kimseyle bir ilgisi yok. Fei ailesi Beyaz şehir’den saygın bir aile ve Lider Fei de saygın biri. Başkalarını zor durumda bırakmayacağınıza inanıyorum.

Bei Zhen gözlerini kapattı ve dişlerini gıcırdattı ve yüksek sesle bağırdı..

-Şehir Efendisi ile birlikte öleceğim!

Fei Yue kötü bir gülümsemeyle konuştu,

-Başkalarına bir şans verebilirim. Sadece diz çöküp bana 3 kere secde etmeniz yeterli, ben de hayatlarınızı bağışlayacağım. Fakat Nian Hai, bugün ölecek. Aynı şekilde Nian zhen de. Saklanmanın bir anlamı yok.

Bu sözlerden sonra Nian ailesinin savaşçıları sessiz kaldılar ve düşündüler. Hepsi, Nian ailesinde yüksek bir pozisyondaydı ve Fei Yue’nin söylediği şey onlara yönelikti. Şimdi yapmazlarsa bir daha diz çökme şansları bile olmayacaktı.

Bir adam, Nian Hai’ye baktı ve konuştu.

-Üzgünüm ama ölmek istemiyorum.

Adam, Fei Yue’ye doğru yürüdü ve önce bir selam verdi ve sonra da Diz çöküp 3 kez eğildi.

Başka bir adam da Fei Yue’ye koştu ve onun önünde eğildi. İlk eğilen adamın adı Yang Xiao ve ikinci adamın adı da Chang Shan’dı. İkisi de Nian Hai’nin arkadaşlarıydı..

– Üzgünüm ama ben sadece bir misafirim. Burada ölmek istemiyorum.

Bei zhen, kaşlarını çattı ve iki adama da iğrenerek bakıp konuştu.

-Yang Xiao, Chang Shan, ikiniz de salaksınız! Efendi size çok iyi davrandı fakat nasıl bu şekilde davranırsınız?!

Şişman yaşlı simyacı da sinirlenmişti.

-Piçler, kendinize bir daha asla erkek demeyin!

Nian Hai, derin bir iç çektikten sonra konuştu.

-Boşverin, herkesin kendi iradesi var. Bizimle birlikte ölmelerine gerek yok.

Bei Zhen alaycı bir şekilde konuştu.

-Köpek gibi diz çökmek yerine, ölmeyi tercih ederim.

Zayıf yaşlı simyacı kararlı bir sesle konuştu.

-Bir erkek olarak öleceğim!

Savaşçılarının geri kalanı gidip diz çökmedi. Hepsinin saygınlıkları vardı ve ayrıca Nian Hai tüm bu yıllar boyunca onlara iyi davranmıştı. Nian ailesinin başı beladayken düşman tarafına geçerlerse artık kendilerine erkek diyemezlerdi.

Diğer tarafta, Fei Yue diz çökmüş iki adama iğrenmeyle baktı. Gözlerinde bir küçümseme de vardı.

-İkiniz de ayağa kalkın, sizi öldürmeyeceğim ama ikiniz Nian Hai’yi öldüreceksiniz.

Fei Yue, Nian Hai’ye baktı. Onun kendi adamları tarafından öldürülmesini istiyordu.

Her iki adam da aynı anda şaşkınlıkla bağırdı, Fei Yue’nin onlardan böyle bir istekte bulunacağını hiç beklemiyorlardı.

-Ne?!

Fei Yue rahat bir şekilde konuştu. Gücünü yaydı ve hem Yang Xiao’nun hem de Chang Shan’ın nefes almasını zorlaştırdı.

-Sorun nedir? Eğer bunu yapmak istemiyorsan, ikinizi de hemen şimdi öldüreceğim.

İki adam da bir süre birbirlerine baktılar. Sonra ikisi de ayağa kalktı ve Nian Hai’ye doğru yürümeye başladılar.

-Şehir Efendisi, üzgünüz. Fakat buna mecburuz.

İlk konuşan Bei Zhen oldu. O ve sıska yaşlı adam hızla koştular ve saldırdılar

-Siktirip gidin!

Her iki hain de kendilerini suçlu hissediyorlardı ve Bei Zhen ve diğerleriyle savaşamayacaklarını biliyorlardı. Saldırıyı yedikten sonra uzaklara gönderildiler.

Fei Yue soğuk bir şekilde baktı ve o da hızla Bei Zhen’e ve geri kalanına vurdu.. Şişman ve zayıf yaşlı adam daha düşük seviyedeydi. Bu yüzden ikisi de kan kustu. Aralarında ki fark çok büyüktü.

Fei Yue, kibirli ve kızgın bir sesle bağırdı.

-Siz sadece çöpsünüz, Bana karşı koymaya nasıl cüret edersiniz!?

Fei Yue, soğuk bir sesle bağırdı. O acımasız bir adamdı.

-Herkesi öldürün ve Malikaneyi  yıkın. Hiçbir canlıyı sağ bırakmayın!

Fei Yue’nin sözleri bittiği anda, Fei ailesinden tüm savaşçılar Qi’lerini serbest bıraktılar. Hava bile titremeye başlamıştı.

-Bu ne cüret!!!

Tam da bu sırada ani bir değişiklik oldu. Nian malikanesinin içinde bir yerden güçlü bir ses çıktı. Ses, göklerden gelen bir yıldırım gibiydi. herkes, sesin öfkeli olduğunu hissetti. Sadece bu üç kelime buradaki herkesi şaşırttı.

Aynı anda, Malikanenin içindeki bir evin çatısının patladığı görüldü. Hava çatırdadı ve yukarı doğru büyük bir ateş sütunu oluştu. Ateşten sütun kısa süre içinde bir ejderhaya benzedi. Ejderha, görünmez ruh gücünü yaymaya başladı.

Fei Yue’nin yüzü anında soldu. Ruh gücü aşırı fazlaydı. İnsanların ruhlarını titretiyordu.

Biri şaşkınlık ve şok içerisinde bağırdı.

-Ruh gücü ve ateşin birleşimi! Burada güçlü bir simyacı var!!!

-Bu güç yalnızca Gerçek kaynak aleminde ki birine ait olabilir!!

Savaşçılar, şok olmuş bir şekilde gökyüzündeki aleve baktılar. Alev Ejderhasında ki güçlü ruh gücünün Yüksek seviyeli birine ait olan baskıyı açıkça hissedebiliyorlardı.

Nian ailesinden olanlar hayrete düştü. Evin üzerindeki alev ejderhasına baktılar, yüzlerinde karışık ifadeler vardı.

Nian Hai, şok ve sevinç karışımı bir sesle bağırdı.

-Zhen’er’in olduğu yerden geliyor !

Bei Zhen, şaşırmıştı. Kendi kendine mırıldandı.

-Böylesine güçlü bir ruh gücü… Ne zamandan beri genç efendinin odasında saklanmış büyük bir savaşçı var?!

Güçlü sesin sahibi bir kez daha konuştu. Bu, bir kişinin ruhunu çınlatan bir sesti ve kişinin zihnini rahatsız ediyordu.

-Ben burada gelişim yapıyordum ve hepiniz gelip beni rahatsız etmeye nasıl cüret edersiniz?! ölün!

Fei Yue tüm gücünü geri çekti ve hafifçe eğilip, Çok kibar bir şekilde konuştu.

-Efendim, üzgünüz! Burada olduğunuzu bilmiyorduk. Sizi rahatsız ettiğimiz için lütfen bizi bağışlayın, Saygıdeğer Efendim! Benim adım Fei Yue, Beyaz şehir’deki Fei ailesinin lideri. Saygıdeğer Efendi’yi ailemize  davet ediyorum! Efendim için kesinlikle en iyi koşulları sağlayacağım! Bu küçük şehir size hiç uymuyor…

Alev denizi titredi. Hemen ardından da öfkeli bir ses duyuldu.

-Kaybolun!!!

Fei ailesinden insanların yüzleri değişti. Tek bir ses çıkarmaya cesaret edemediler. Fakat Baskıdan korktukları için değil, savaşçının sinirlenip onları öldürmesinden korktukları için.

Güçlü ses yine konuştu. Gökyüzündeki alev ejderhası kükredi ve genişlemeye başladı. Aynı anda devasa bir alev kılıcı oluştu ve Fei Yue’ye doğrultuldu.

-Sana buradan çıkman için üç nefes veriyorum. O zamana kadar dışarı çıkmazsan, küle döneceksin!

Fei Yue korkuyordu. Onun dengi olmadığını biliyordu.

Fei Yue, daha fazla durmaya cesaret edemedi. Nian Hai’ye ters bir şekilde baktı ve konuştu

– Hadi gidelim!

Fei Shan Yue, arkasına bir kez bile bakmadan casusu da bırakıp aceleyle oradan ayrıldı. Casusun hiçbir değeri yoktu.

Yang Xiao ve Chang Shan yerden kalktılar ve kaçmaya yeltendiler fakat Bei Zhen ve şişman yaşlı adam tarafından engellendiler. Adamların geri kalanı da casusu yakaladı.

İnanılmaz ruh basıncı ve alev ejderhası, Fei Yue adamlarıyla birlikte ayrıldığı anda ortadan kayboldu. Herkesin kafası karışmıştı bazıları gizlice yüzlerindeki teri silmişti. Sadece birkaç dakika önce, hepsi ölüme çok yakındı.

Şu anda, herkes büyük bir rahatlama hissetti. Saklanmış büyük bir savaşı olacağını kimse tahmin edememişti.

Nian Hai, Nian zhen’in evine doğru yürümeye başlamadan önce Bei Zhen’e baktı ve konuştu.

-Onları hapse at!

Nian Hai, oğlunun evine gittiğinde her yerin dağıldığını gördü. Çatı da büyük bir delik vardı. Sadece Nian Hai, büyük bir savaşçının olmadığını biliyordu. Endişe ile odaya girdi.

Odanın içinde, Nian zhen solgun bir ifadeyle yatakta yatıyordu. Bayılmıştı. Çarşaflarının her yerinde kan vardı, az önce kusmuş gibi görünüyordu.

Fei Yue’yi korkutup kaçıran kişi Nian zhen idi. Ruan Ji Lijuan’ın söylediği gibi riskli bir hamle yapmıştı. Bir insanın ruhu, en zayıf parçalardan biriydi. Aynı zamanda en önemli parçaydı. Ruh her şeyin kaynağıydı ve bir kez yaralandığında iyileşmesi çok zor olurdu.

Nian zhen, Ruhuna büyük bir zarar vermişti. Fei Yue gittikten hemen sonra bayılmıştı.

Nian Hai, oğlunu kanlar içinde baygın bulduğunda endişeli bir şekilde ona koştu.

Tam da o sırada….
.
.

Like A Flower (BL)

Like A Flower (BL)

Puanlama 0.0
Seviye: Ongoing Tür: Yazar: Orjinal dil: Türkçe
Like A Flower (BL)   Ruan Ji Lijuan, kitap okumayı seven genç bir adamdı. İsmi her ne kadar kadınsı olsa da görünüşü değildi. Buna rağmen karakteri, ismi ile uyuşuyordu.   Ruan Ji Lijuan, okumayı abarttığı bir zamanda yorgunluk yüzünden ölür ve kendisini bir çiçek olarak bulur.   Hemen oku!

Yorumlar

Ayarlar

Karanlık Modla Çalışmıyor.
Sıfırla