Like a Flower 26.Bölüm

Like a Flower 26.Bölüm

Önceki bölüm

Rong Fan bir koluyla vücudunu destekledi. Kendisinden daha düşük seviyede olan genç biri tarafından mağlup edileceğini asla hayal etmemişti.

Bu sırada Ruan Ji Lijuan, her şeyden habersiz sakince uyuyordu.
.
.
.
.
Nian zhen, Rong Fan’a doğru yürüdü. Bakışları soğuk ve kendisinden emindi. Vücudunu saran semboller kaybolmuştu.

-Kaybedenler her zaman haksızdır. Rong Fan, başka bir sözün var mı? Neden her şeyi anlatmıyorsun? Belki seni sağ bırakırım. Yoksa…

Rong Fan, Kahkaha atmaya başladı. Çok kötü bir oyuna gelmişti. Yenilmişti. Torunlarının acı çekmesini istemiyordu. Karar verdi. Her şeyi anlatacaktı.

-Hahahaha…… komik, komik, bu çok komik…… öhö öhö… Her şeyin suçlusu Fei Ailesi! Bizi destekleyen onlardı!

Rong Fan yüksek sesle gülmeye başladı. Kaybetmişti ama ezeli düşmanı Nian Hai tarafından yenilmedi. bunun yerine, hiç bakma zahmetine bile girmediği işe yaramaz bir aptal tarafından yenilmişti, gerçekten ironikti. Düştüğüne göre başkasını da kendisi ile düşürmeliydi.

-Kaybettim, ama yine de torunlarımın gitmesine izin vermen için sana yalvarıyorum. Sana suçluyu söyledim.

Nian Zhen başıyla onayladı, Rong Fan, ölüm önünde dururken bile kendi ailesini önemsediği için iyi bir adam olarak kabul edilebilirdi. Tabi daha önceden yaptıklarını bilmeseydi.

Nian Zhen, herhangi bir sempati duymadan saldırdı ve avucunu Rong Fan’a vurdu. Rong Fan’ın görüşü bulanıklaştı ve doğrudan yere düştü. Sonunda, Kırmızı Bulut şehrinin iki kaplanından biri öldü.

-Lider!

-Baba!

Rong ailesinden tüm erkekler çığlık atıyordu, aralarında Rong Fan’ın iki çocuğu da vardı. Nian Zhen’e nefretle baktılar. Onların gözünde Nian Zhen bir katildi, birini öldürdüğünde gözünü bile kırpmayan bir katildi.

Rong Fan’ın ölümüne üzülmeyen bir kaç kişi vardı. Bunlar Rong Jiao, Rong Yun ve Nian ailesi.

Nian Zhen’in yüzünde hala sinirli bir ifade vardı, bu tür bir görüntü onu rahatsız etmedi. Zalimlik, bu gelişim dünyasını tarif edecek en iyi kelimeydi, zayıflar güçlüler için kolay bir avdı. Nian Zhen’in dünyasında düşman her zaman düşman olacaktı. sadece onları yok etmeliydi. Düşmanlarına merhamet gösterirsen, o zaman büyük acılar yaşardın.

Nian Hai içini çekti, biraz garip hissetti çünkü Rong Fan ile bunca yıl savaştıktan sonra artık bitmişti.

Nian Hai, merakla sordu.

-Zhen’er, Rong ailesi yok olduğuna göre, bu insanları ne yapacaksın?

Rong ailesinden savaşçılar Nian Zhen’e baktılar, kaderleri, bu küçük iblis lordunun elindeydi.

Nian Zhen soğuk bir sesle konuştu.

-Soyadı Rong olanların dantianı yok edilsin ve geri kalanlar kendi kollarını ve bacaklarından birini kıracak ve Kırmızı Bulut şehrinden atılacak, şehre geri dönmelerine asla izin verilmeyecek.

Nian Zhen’in acımasız emri karşısında herkes şok oldu. söylediği şey bir veya iki kişiyi içermediği için, Rong ailesiyle ilgili olan nerrdeyse her bir kişiyi etkiledi üstelik çalışanlar da dahildi.

Savaşçılara gelince, onların dantianını yok etmek onları öldürmekle aynı şeydi.

Nian Hai, kaşlarını çattı. Bunu anlayabiliyordu. Hatta az bile yapmıştı.

-Nian Zhen, sen bir şeytansın, insan değilsin!

-Babamın intikamını almak istiyorum, seni öldürmek istiyorum!

Rong ailesinin her yerinden çığlıklar duyuldu. Bir çoğunun gözleri kırmızıydı ve Nian Zhen’i öldürmeyi ne kadar çok istediklerini haykırıyorlardı.

Nian Zhen, soğuk bir şekilde gülümsedi.

-Baba şuna bak. Bugün gitmelerine izin verirsen yarın geri dönerler ve sana zarar verirler… Onları öldürmeyeceğimi söylerken merhametli davranıyordum.

-Baba, savaşta doğru ya da yanlış yoktur, sadece zafer ya da yenilgi vardır. Yetişim dünyasındaki kural aynıdır. Düşmanlarınıza asla merhamet gösteremezsiniz çünkü düşmanınız minnettar olmayacak ve bir kez onları bıraktığınızda…

Nian Zhen rahat bir şekilde söyledi. Bu küçük Kırmızı Bulut şehrinde insanlar gerçek bir savaş görmemişlerdi. Devasa tarikatlar arasındaki savaşlar tüm bölgeyi kolayca yok edebilirdi ve sayısız masum insanı öldürebilirdi.

Güçlünün ayaklarının altında kan ve kemiklerle dolu bir yol vardı.

Nian Zhen, babasına baktı ve konuştu.

-Her şeyi sana bırakacağım.

Nian Hai, oğluna karmaşık bir şekilde baktı. Arkasını döndü ve Rong ailesinden kontrolü altındaki adamlara baktı.

– Emredildiği gibi yapın. Rong adına sahip olanların dantianı yok edilecek ve bir kolu ile bacağı kesilecek ve ardından şehirden atılacak.

Bu geceden itibaren, Kırmızı Bulut şehrinde Rong yoktu.

Bei Zhen, Rong Fan’ın Nian Zhen tarafından öldürüldüğü haberini duyduğunda uzun süre boyunca hem afalladı hem de irkildi. Normale döndüğünde derin bir nefes aldı ve içini çekti.

Bei Zhen, uzun süre yaşamıştı. Daha önce Nian Zhen gibi birini hiç görmemişti ve başardıkları herkesin fikrini değiştirmişti. Dünyanın nasıl çalıştığına dair fikirleri Nian Zhen tarafından çarpıtılmıştı. Nian Zhen, Rong ailesine saldırmalarını emrettiğinde, birçok insan onun çok pervasız olduğunu düşünüyordu ve hatta Bei Zhen bile sorgulamıştı…

Nian zhen, Rong Yun’u da Ruan Ji Lijuan’ı da alıp eve gelmişti. Şimdi oyuncak evde uyuyan bir adet Lijuan ve köşede titreyen Rong Yun vardı.

Rong Yun’a bir şey olmamasının nedeni Nian zhen’in onu sürüklemiş olmasıydı. Söylediklerine göre acı çekip çekmeyeceği belirlenecekti.

Nian zhen, bir sandalyeye oturdu ve sakin bir sesle konuştu.

-Bana şimdi olanları anlat!

Rong Yun, titriyor ve korkuyordu. Fakat bazı şeyleri anlatması gerekiyordu. Tabi her şeyi değildi. Ruan Ji Lijuan, onun arkadaşıydı ve arkadaşlar birbirini gammazlamazdı.

-Ben, Rong Fan tarafından Ruan Ji Lijuan’ı kaçırmakla görevlendirildim. Fakat Onu kaçırmak istemedim ve benimle gelmesini istedim. O da kabul etti. Çünkü bana acımıştı. Fakat…Onu korumaya gücüm yetmedi. Ailem…onlar da bana kötü davrandı. Bizi hapsettiler. Mektubu yazan da bendim.

Nian zhen, biraz Rong Yun’u inceledi. Kontrol etmesi gerekiyordu. İki yazı tipinin farklı olduğunu zaten fark etmişti.

-Şu kağıda yazı yaz. Doğru söyleyip söylemediğini anlamalıyım.

Rong Yun, kendisine uzatılan kağıda bir şeyler karaladıktan sonra uzattı.

Nian zhen, mektubu yazanın Rong Yun olduğuna emin oldu. Biraz düşündükten sonra konuştu.

-Fei Hong’un kaçtığını gördüm. Her neyse, hemen defol! Seni gözüm görmesin.

Rong Yun, kafasını salladı ve hızla ayrıldı. Gitmeden önce uyuyan Ruan Ji Lijuan’a bir bakış attı. Tek arkadaşına bir veda bile edememişti. Kader izin verirse bir daha görüşmek istiyordu.

Nian zhen, derin bir iç çekti ve Ruan Ji Lijuan’a yaklaşıp soğuk bir sesle konuştu.

-Xiao Juan, sence ben salak mıyım? Bana yalan söylendiğini fark etmediğimi sanma! Seninle sonra görüşeceğiz.

Nian zhen, bir banyo yaptı ve uyumak için yatağına yattı.

Sonraki gün!

Güneş doğmuştu ve huzurlu günler nihayet Kırmızı bulut şehrine geri dönmüştü. Ancak ateş ve duman bazı yerlerde hala görülebiliyordu ve havada kalan kan kokusu şehrin atmosferini eskisinden daha iç karartıcı hale getiriyordu.

Nian ailesi, Rong ailesini ortadan kaldırmıştı. Bu, yetişim dünyasındakiler için önemli bir şey değildi, ama Kırmızı Bulut şehrinde bu çok büyük bir haberdi.

Haber uzun süre saklanamazdı ve kimse de saklamaya çalışmıyordu.  Şehirdeki herkes dün gece neler olduğunu biliyordu.

Rong ailesi bir gecede şehirden kaybolmuştu. Birçok insan bunu hala kabul edemedi çünkü çok hızlı, çok ani olmuştu. 

-Çok hızlı, bu inanılmaz!

-Bunun olacağını kim tahmin edebilirdi…? Nian ailesi çok hızlı davrandı!

Sokaklardaki herkes dün geceki savaştan bahsediyordu ve Nian Zhen’in itibarı yeni bir boyuta ulaşmıştı.

Bu 16 yaşındaki genç çok acımasızdı. Yaptıkları birçok insanı korkutmuştu; Rong ailesini tek bir gecede ortadan kaldırmak sıradan bir insanın başarabileceği bir şey değildi.

Herkes Nian Zhen’den bahsediyordu. Aptal ve işe yaramaz birinden Rong ailesini sadece bir gecede yok edebilecek büyük bir savaşçıya dönüşmüştü. Bunların hepsi çok hızlı olmuştu.

Birçok insan endişeliydi. Sadece barışçıl bir hayat yaşamak istiyorlardı, ancak son olaylar nedeniyle gelecek karanlık görünüyordu. Hayatları ancak Nian ailesi büyüyüp her şeyin kontrolünü yeniden ele geçirebilirse normale dönebilirdi. Fei ailesi ile Nian ailesi düşman olmuştu.

Şehir Efendisinın malikanesindeki toplantı salonunda, Nian ailesinin büyükleri tekrar toplanmıştı.

Ortam ağırdı, bu şekilde olmamalıydı çünkü Rong ailesini daha yeni ortadan kaldırmışlardı ve bunu Kutluyor olmalılardı…Fakat kimsenin yüzünde bir gülümseme yoktu. Aksine Hepsi endişeli görünüyordu.

Elbette yüzünde bir gülümseme olan bir kişi vardı, Nian Zhen. Temiz beyaz renkli kıyafetler giymişti ve bacak bacak üstüne atarak sandalyesinde rahatça oturuyordu.

Nian Zhen alaycı bir ifadeyle konuştu.

-Dün geceki savaş mükemmel bir şekilde sona erdi, Rong ailesi yok oldu. Herkes mutlu olmalı, ama neden hepiniz bu kadar endişelisiniz?

Nian Zhen’in söylediklerini duyan herkesin yüzünde bir gülümseme belirdi ama gülümsemeler acıydı. Endişelerini saklayamıyorlardı. Nian Zhen’in nasıl hala gülümseyebildiğini merak ediyorlardı? Şu anda büyük bir sorun olduğunu bilmiyor muydu?

Bei Zhen  merakla sordu, Nian Hai dahil herkes Nian Zhen’e baktı. Nian Hai’nin en çok endişelendiği şey, Fei ailesiyle ilgili sorundu.

-Genç efendi, evet Rong ailesini ortadan kaldırdık ama Fei ailesi bunun kolay kolay gitmesine izin vermeyecek. En fazla 3 gün içinde Fei ailesinin burada olacağına ve bize saldıracağına inanıyorum. Onlarla nasıl başa çıkacağız? Fei Hong da elimizden kaçtı. Rong Jiao da bir veda edip ayrıldı.

Nian zhen, gülümsedi ve rahatça konuştu

-Baba, Bei Amca, hepiniz Fei ailesinin yenilmez olduğunu mu düşünüyorsunuz? Fei ailesi geldiğinde Rong ailesi gibi yok olacağımızı mı düşünüyorsunuz?

Herkes sessiz kaldı, belli ki Nian Zhen onların düşündüklerini yüzlerine vurmuştu.

-Genç efendi, Beyaz Şehir’den Fei ailesi, Rong ailesi gibi değil. Başlangıç kaynak aleminde savaşçıları var ve liderleri zirve seviyede … O yüksek seviyeli savaşçılara karşı kendimizi savunmamızın hiçbir yolu yok.

YN: Alemler 4. Bölümde açıklanmıştı. Qi toplama, Temel kaynak, Başlangıç kaynak…. Diye gidiyor. Zirve dediği de 13. Seviye oluyor.

Her iki şişman adam da birbiri ardına söyledi.

-Doğru, onlara karşı savaşmamızın hiçbir yolu yok!  Mevcut gücümüzle kendimizi savunamayız.

Nian Hai, oğlunun kendisinden emin göründüğü için merak etti.

-Zhen’er, bana onlarla başa çıkmanın bir yolunun olduğunu söyleme? O küçük adam güçlü olabilir fakat onlara karşı çıkamaz. Fazla güçlüler.

Nian zhen, babasının sözlerine gülümsedikten sonra konuştu

-Baba, dün gece Rong ailesini yok ettik, yapılacak çok iş olmalı.

Nian Hai, bir iç çektikten sonra konuştu.

-Zhen’er, şimdi Fei ailesiyle karşı karşıyayız ve adamlarımızın hepsinin morali düşük. Başka konularla ilgilenecek durumda değiller.

Nian Hai, Durumun farkındaydı. Sadece moraller düşük değil, herkes korkmuş ve endişelenmişti.

Nian Zhen, ayağa kalktıktan sonra parlak gözleri ile herkese baktı ve konuştu.

-Herkes dinlesin, her zamanki işlerinizi yapın. Sizin yerinize ben her şeyi düzelteceğim. Fei ailesi için endişelenmeyin. Geldikleri gibi gidecekler.

Nian Zhen, konuştuktan sonra odadan çıktı ve kendi odasına gitti. Halletmesi gereken bir işi vardı.

Nian zhen, oyuncak evde endişe ile oturan Ruan Ji Lijuan’ı görünce soğuk bir şekilde gülümsedi ve bir sandalyeye oturup kollarını birbirine bağladıktan sonra konuştu.

-Bana yalan söyledin. Açıklamanı dinliyorum.

Ruan Ji Lijuan, üzgün bir şekilde baktı ve başını aşağı indirdi. Şu anda azarlanan bir çocuk gibiydi.

-Zhen-gege, bana kızgın mısın?

Nian zhen, sakince sordu.

-Sence?! Sana neden kızmalıyım? Rong ailesine senin için savaş açtım ve bir çok kişiyi öldürdüm. Endişeden ve pişmanlıktan delirmek üzereydim.. Fakat sen ne yaptın?! Bana YALAN söyledin.

Ruan Ji Lijuan, hızla uçtu ve Nian zhen’in karşısına geçtikten sonra konuştu.

-Özür dilerim. Fakat benimle hiç ilgilenmiyordun. Seninle konuşmak istiyordum ama beni başından savdın. Ayrıca, onlar gerçekten de beni kaçırmak istediler. Fakat tahmin ettiklerinden güçlüydüm.

Nian zhen, avcuyla Ruan Ji Lijuan’ı yakaladı ve soğuk bir sesle konuştu. Aslında biraz kıskanmıştı Rong Yun’u.

-Sen de benden ayrılıp o pembe saçlı adamla eğlenmeye gitmeye karar verdin. Öyle değil mi?

Ruan Ji Lijuan, korkuyordu. Gözlerinden yaşlar aktı ve Nian Zhen’e sarılıp konuştu.

-Beni boşladın! Ben…Çok…kırıldım! Beni istemiyorsan yüzüme söyle! Hemen şimdi gideceğim!

Nian zhen, bir iç çektikten sonra konuştu.

-Pekala, Yaptıklarım için özür dilerim. Sana bir şey olmadığı için mutluyum. Gitmeni istemiyorum.

Ruan Ji Lijuan’ın yüzünde üzgün bir gülümseme belirdi.

-Bana yalan söyleme! Bana ihtiyacın yok! Beni hiç unursamıyorsun ve sevmiyorsun! Fakat…Ben… Ühü ühü….

Ruan Ji Lijuan’ın ağlaması şiddetlendi. Onunla uzun zaman geçirmişti fakat Nian zhen, bunu bilmiyordu. Tüm kartlarını kullanacaktı. Bu şekilde giderse Nian zhen, başka bir kızla evlenecek ve kendisi de çocuk bakıcısı olacaktı.

-Zhen-gege, sana her şeyi anlatacağım. Sana çok fazla yalan söyledim. Senin koruyucun felan değilim! Ben…senin…sana…Aşık bir aptalım!

Nian zhen’in gözleri büyüdü. Az önce ne duymuştu?! O kendisine aşık mıydı?!
.
.

Like A Flower (BL)

Like A Flower (BL)

Puanlama 0.0
Seviye: Ongoing Tür: Yazar: Orjinal dil: Türkçe
Like A Flower (BL)   Ruan Ji Lijuan, kitap okumayı seven genç bir adamdı. İsmi her ne kadar kadınsı olsa da görünüşü değildi. Buna rağmen karakteri, ismi ile uyuşuyordu.   Ruan Ji Lijuan, okumayı abarttığı bir zamanda yorgunluk yüzünden ölür ve kendisini bir çiçek olarak bulur.   Hemen oku!

Yorumlar

Ayarlar

Karanlık Modla Çalışmıyor.
Sıfırla