Lika a flower 16.Bölüm

Önceki bölüm

-Size yeteneğimi göstermezsem bana inanmayacaksınız… Hadi gidelim, beni fırına götürün!

üç yaşlı adam, Nian zhen’e baktı. Şaka yapıyor gibi görünmüyordu…O gerçekten de çok fazla hap tükettikten sonra bir simyacı mı olmuştu?!
.
.
.
.
.
Ruan Ji Lijuan, uyuyor ve gelişim yapıyordu. Belli olmasa da normal bir  Başlangıç kaynak aleminde olan bir insanla aynı güce sahipti.

Ruan Ji Lijuan, şu anda bu kasabada ki tüm insanlardan daha güçlüydü. Sadece Gelişim seviyesi hissedilmiyordu. Çünkü o bir insan değil bir Bitki ruhuydu.

Ruan Ji Lıjuan, rüya görüyordu. Rüyasında, polislerin kendisine ailesinin öldüğünü haber verdiğini gördü. Sonra anne ve babasının ölü bedenlerinin toprağa gönderildiğini izledi.

Anne ve babası da Ruan Ji Lijuan gibi çiçekleri çok severdi. Bu yüzden de Ruan Ji Lijuan, onları gömmeden önce ikisinin de üstünde bir çiçek tohumu koymuştu.

Ruan Ji Lijuan’ın rüyası sık sık değişti. Bazen çocuk olduğu zamanda ki anıları gördü. Çiçeklerle oynadığını ve onları suladığını.

Ruan Ji Lijuan, yanlışlıkla yabani bir çiçeğin üstüne bastığı zamanı da gördü. Saatlerce ağlamış ve yabani çiçekten özür dilemişti. Kendisini sakinleştiren biri olmadığı için de ağlamaktan baygınlık geçirmişti.

Ruan Ji Lijuan, amcasının parayı aldıktan sonra arkasına bile bakmadan gittiği anı da gördü. Her zaman “Dur! Beni de al yanına” demek istemişti. Fakat bunu asla yapamamıştı.

Ruan Ji Lijuan, açlıktan bayıldığı zamanları da hatırladı. Kütüphanede çalışan görevli kadın, kendisine çiçek karşılığında bir kaç bisküvi vermişti.

Kütüphaneci kadın, bu çocuğun bir ailesi olmadığını öğrendiğinde, sık sık çiçek almaya başlamıştı. Karşılığında da ona bir kaç bisküvi ve bazen de yemek yapıp veriyordu. Para da vermek istemişti ama Ruan Ji Lijuan kabul etmemişti.

Ruan Ji Lijuan, bilmese de bu kadın, ruan Ji Lijuan, kütüphaneye uzun zaman gelmediği için şüphelenmişti ve onun öldüğünü görmüştü.

Ruan Ji Lijuan’ın eski bedeni de ailesinin yanına bir tohum ile gömülmüştü.

Ruan ailesinin mezarında 3 Lavinia  açmıştı.

Lavinia, ölüm çiçeği ya da misk çiçeği de denilen üzücü bir hikayesi olan güzel bir çiçekti..

YN: Lavinia bu canlarım.?

3 Lavinia da birbirine eşlik etmiş ve çoğu zamanda arıları kendisine çekmişti. Sadece bu da değildi!

Ruan Ailesinin mezarını ziyaret eden Arılar sayesinde, polenleri yayılmış ve bir çok lavinia açmıştı. 3 mezar da tamamen lavia ile dolmuştu zamanla…

Ruan Ailesinde Ruan Ji Lijuan dışında hepsi huzurla yatıyordu….

Ruan Ji Lijuan, bir anda gözlerini açtı ve gözyaşları, minik yüzünde akmaya başladı. 100 ayrı yaşam yaşayan o, uzun zaman sonra kendi eski yaşamını da görmüştü.

Ruan Ji Lijuan, uyandıktan sonra gözleri Nian zhen’i aramıştı. Bir süre etrafa baktıktan sonra biraz düşündü.

Nian zhen, nereye gitmişti?! Yine mi arkada bırakılmıştı?! O yalnız olmaktan korkardı!

Ruan Ji Lijuan’ın kafasından büyük bir çiçek açtı ve etrafa polenler saçıldı. Kısa süre içinde odayı güzel bir koku kapladı. Koku ne kadar güzel olsa da aslında hüzün’ün kokusuydu!

Tatlı ama bir o kadar da hafif bir koku…

Ruan Ji Lijuan, korkuyordu. Ne kadar akıllanmış ve saflığın birazını atmış olsa da o hala saf, küçük bir çocuktu. Yalnızlık çok ıssız hissettiriyordu.

Ruan Ji Lijuan, bir süre ağladıktan sonra hızla odadan çıktı ve biraz dolaştıktan sonra Nian Hai’yi buldu. Bu sırada kendisini görenler umrunda bile değildi!

-Nian Amca, Zhen-gege nerede?! Beni bıraktı mı?!

Nian Hai, kendisine Üzgün bir şekilde bakan Ruan Ji Lijuan’a şaşkınlıkla baktıktan sonra bir iç çekti ve konuştu.

-Sakin ol. Sadece hap dükkanına gitti. Bir süre sonra geri gelecek.

Ruan Ji Lijuan, Nian zhen’in kendisini bırakmadığını duyunca sevindi. Tatlı bir şekilde gülümsedi ve merakla sordu.

-O nerede?! Beni ona götür!

Nian Hai, masasında ki yığılmış kağıtlara baktı ve hızlıca konuştu.

-Sana göstermesi için birini yollayacağım. Benim işlerim var.

Nian Hai, hızlıca bir hizmetçi çağırdı ve eşlik etmesini söyledikten sonra tam konuşacaktı ki Ruan Ji Lijuan, hizmetçiyi tuttuğu gibi sürükledi.
.
.
.
Üç yaşlı adam, yüzlerinde ki ciddi ifade ile Nian Zhen’e baktı ve konuştu.

-Bir sürü hap yiyerek simyacı olmak mı? Bu imkansız!

Bei zhen, Nian zhen’i fırına kadar götürürken gülüyordu. Haplar satılmadığı için boştaydı. Hızlıca konuştu.

-Genç efendinin simya becerilerini görmek istiyorum.

Fırın odası, kalın duvarları olan, taşlarla örülmüş bir yerdi. Bu odaya simyacılar dışında kimsenin girmesine izin verilmezdi.

Bei zhen, gülümsedi ve hızlıca konuştu.

-Genç efendi, ocak ve ateş hazır, ayrıca 3 tane yenileme hapı yapmak için gerekli malzemeler de var.

Nian zhen, odaya bir göz attıktan sonra konuştu.

-Tamam, siz dışarıda bekleyin, ben hapları tek başıma hazırlayacağım.

Nian zhen, fırın odasına girdi ve arkasından ağır taş kapıyı kapattı.

Zayıf yaşlı adam ve bei zhen, kendi aralarında konuşmaya başladılar

-Genç efendinin gerçekten hap yapmayı bildiğine inanıyor musun?

Bei zhen, soğuk bir gülümseme ile yanıtladı.

-Sence ben aptal mıyım? Bir simyacının en önemli şeyi güçlü bir ruha sahip olmaktır. Genç efendi değişti, işe yaramaz bir aptaldan bir dahiye dönüştü. Fakat bu yine de imkansız.

Ruh, görülemeyen ve dokunulamayan bir şeydi… Fakat herkes için yaşam kaynağıydı ve simya da ruhtan gelirdi.

simyacı olmak için ruh gücünün uyandırılması gerekiyordu. Görülemeyen veya dokunulamayan bir şeyden güç açığa çıkarmak zor bir işti ve bu yüzden de çok fazla simyacı yoktu.

Nian zhen, geçmiş hayatında mükemmel bir simyacıydı. Ölmüş olmasına rağmen, yeniden doğduktan sonra başka bir ruhla birleşmişti. Benzer seviyedeki insanlardan daha büyük bir ruh gücüne sahipti.

Nian zhen, fırın odasında ki bronz renkli fırına baktı ve küçümseme ile kendi kendine konuştu.

-Ne kadar da kalitesiz bir fırın… Toprak ateşini kendim almam gerekecek. Bu oldukça zahmetli ve verimsiz!

Fırın odası yapılırken, fırının düzgün bir şekilde yerleştirilmesi  gerektiriyordu. Örnek vermek gerekirse, bronz fırının koyulduğu yer, toprak ateşine en yakın yer de olması gerekiyordu. Fakat, toprak ateşinden biraz uzağa yerleştirilmişti.

Toprak Ateşi, normal ateşe göre sadece biraz daha iyiydi. Canavar alevleri olsaydı daha iyi olurdu. Hem ruh hem de ateşin gücü bir simyacı için çok önemliydi. Fırını ve toprak ateşini sadece düşük sınıf simyacılar kullanırdı. Geçmiş hayatında, Nian zhen 9 farklı ateşi kontrol edebiliyordu fakat şimdi hap yapması için fırına ihtiyaç duyuyordu.

fırının yanında en az 3 yenileme hapı yapmaya yetecek kadar malzeme vardı…Bu, Nian zhen’in ihtiyaç duyduğundan bile daha fazlaydı. Nian zhen, normal bir simyacının kullandığı malzemelerle en az 10 hap yapabilirdi. Elini salladı görünmez bir Ruh gücü, malzemelerin bir kısmını havaya kaldırdı ve fırına gönderdi.

Hap yaparken ilk adım kirlilikten kurtulmaktı!

Odanın dışında bekleyen üç yaşlı adam, Nian zhen’in şu anda ne yaptığını görseydi, şaşkınlıktan bayılırlardı. Hapları hazırlamanın ilk adımı en zoruydu, bu yüzden bu kadar çok hap çöp oluyordu. Kirlilikten kurtulmak yavaş yavaş yapılması gereken zor bir süreçti.

Nian zhen, güçlü ruh enerjisini ortaya çıkarttı ve elleriyle bir kaç işaret oluşturduktan sonra fırına gönderdi.  Tüm süreç, oldukça rahat ve pürüzsüz bir şekilde yapılmıştı. Bunları sayısız defa yapmıştı. Çok kolaydı. Birkaç dakika içinde malzemelerin içindeki tüm kirlilikler gitti ve Geriye sadece özleri kaldı.

Bir sonraki adım hapı oluşturmaktı. Yenileme hapları sadece ölümlü seviye de olduğu için aşırı kolaydı hatta bunu gözleri kapalı yapabilirdi.

Bir süre sonra, haplar tamamladı. Nian zhen, fırında ki hapları almak için gücünü kullandı. Şimdi elinde, pürüzsüz ve yuvarlak haplar vardı. Bu haplar aynı zamanda parlıyordu. Hapların içinde en ufak bir kirlilik bile yoktu, onlar %100 saflıkta haplardı!

Nian zhen’in elinde toplam 10 tane  hap vardı. Sonuçtan memnundu. Bu gayet doğaldı. O mükemmel bir simyacıydı.

Yarım saat içinde %100 saflıkta 10 tane hap yapmıştı. Kırmızı bulut şehrindeki herhangi bir simyacı bunu bilseydi kesinlikle kıskançlıktan ve şoktan ölürdü.

sıradan bir simyacı bu tür hapları üretemezdi ve üretseydi bile başarı oranları da düşük olurdu. Fakat Nian zhen için durum kesinlikle farklıydı.

Nian zhen, gülümsedi ve kendi kendine konuştu.

-İlk kez hap yapan biri için bu çok fazla. Bir kaç çöp hap yapıp bunu saklamalıyım.

Nian zhen, geriye kalan malzemeleri de fırına gönderdi.

Birkaç dakika sonra.

-Bom!

-Pat!!

Dışardan bir çığlık sesi ve patlama sesi geldi. Bu da Bei Zhen ve diğerlerini önce güldürdü sonra şoka uğrattı.

-Hahahah… fırın patladı!

-Bu normal, ben ilk kez hap yapmaya başladığımda yüzlerce kez fırın patlattım!

-Hadi gidip kontrol edelim!

Üç yaşlı adam, taş kapıyı açtığında Nian Zhen’in üzgün göründüğünü fark etti.

Şişman yaşlı adam, bir iç çekti ve Nian zhen’i teselli etmek istedi.

-Genç efendi cesaretiniz kırılmasın. Fırının patlaması normal, bence hap yapmak için zamanınızı harcamamalısınız.

Beş zhen, Nian zhen’in omuzlarını tuttu ve hafifçe vurduktan sonra konuştu.

-Genç efendi, hap dükkânı için endişelendiğinizi biliyoruz ama hap yapmak kolay bir şey değil.

Nian Zhen, üzgün bir şekilde iç çektikten sonra konuştu.

-Bei Amca, fırın patlamasına rağmen bir kaç hap ürettim.

Zayıf yaşlı adam, bir kahkaha attı ve alay etti.

-Genç efendi şaka yapıyor olmalı, fırın patlayınca tüm malzemeler yok oluyor. Hap üretmek imkansız!

Nian zhen, hiçbir şey söylemeden elini açtı ve küçük üç tane beyaz hapı gösterdi.

Üç yaşlı adam da şok oldu. Yüzlerinde ki gülümseme bile donmuştu. Onlar gibi deneyimli simyacılar için, bu hapların daha yeni hazırlandığını kolayca söyleyebilirlerdi.

-İmkansız! fırın patladığı halde hap mı ürettin?

Üç yaşlı adamın da gözleri büyümüştü. Her biri bir hap aldı ve dikkatle inceledi.

Yenileme hapları, tüm savaşçıların  ihtiyaç duyduğu bir enerji hapıydı. Nian zhen’in ürettiği haplar iyi görünüyordu ve çok az kirlilik içeriyordu.

Şişman yaşlı adam şok olmuşsun şekilde bağırdı.

-Bu…Bu… %70 saflıkta bir hap!!

Zayıf yaşlı adam da bağırdı.

-Ama, bu nasıl… olabilir?!

Zayıf yaşlı adamın yüzünde şok olmuş bir ifade vardı. Baktığını kabul edemiyordu. Bu imkansızdı!

Bei Zhen, gördüklerine inanmaya cesaret bile edemiyordu. Şaşkınlıkla konuştu.

-Genç efendi, bu hapı gerçekten tek başına mı ürettin?

Nian zhen, başını salladı ve onayladıktan sonra konuştu.

-Evet ben yaptım.

Beş zhen, şüpheyle baktı ve emin olmak içinden sordu.

-Genç efendi, bundan önce hiç hap yaptın mı?

Nian zhen, sakince yanıtladı.

-Hayır, hiç yapmadım.

Beş zhen, gördüklerine gerçekten de inanamıyordu. Kendisini sorgulamaktan alı koyamıyordu.

-Genç efendi, gerçekten ilk kez hap mi üretiyorsunuz? Şu an ki seviyeniz nedir?

-Evet, ilk kez yapıyorum. Seviyem ise, Qi toplama alemi 13. Seviyenin zirvesi.

Üç yaşlı adam, Nian zhen’e şaşkınlıkla baktılar. Neredeyse kan kusuyorlardı. Yüzlerinden yaşlar düştü… Tüm hayatlarını boşa harcamış gibi hissediyorlardı. Ağır şoka uğramışlardı.

Bu daha tüyü bitmemiş velet, kendilerinden daha güçsüz olmasına rağmen daha iyi hap yapabilmişti!

Hap yapmak için sadece ruh gücü değil, yeterli Qi’ye de sahip olmalıydın. Yine de, Nian zhen, ilk kez yapmasına rağmen %70 saflıkta bir hap üretmişti… Bu, üç yaşlı adamın kaldırabileceği bir şey değildi!

Bei Zhen, merakla sordu. Diğer iki yaşlı adam da merakla bakıyordu.  bunu nasıl yapmıştı?!

-Genç efendi, sadece bilmek istiyorum, bunu nasıl yaptınız?

Nian zhen, omuzlarını silkti ve sakince konuştu.

-Size söylemiştim, çok fazla hap yediğim için kolayca hazırlayabilirim.

Nisn zhen, Yeniden doğduğunu kimseye söyleyemezdi, zaten kimse de ona inanmazdı. Herkes onun çok fazla hap ve iksir tükettiğini bildiğinden, bu bahane yeterliydi. Bazen beyaz yalanlar gerekliydi.

Bir anda dışardan bir ses geldi ve muhafızların sesi duyuldu.

-Hemen dur!

-Küçük şeytanı durdurun!!

Ruan Ji Lijuan, bir anda fırın odasına daldı ve hızla Nian zhen’in göğsüne atlayıp ağlamaya başladı.

Hemen ardından da Muhafızlar ellerinde silahlarla içeri daldı. Yüzlerinde sinirli bir ifade vardı. Onu yakalamaya çalışmışlar ama aşırı hızlı olduğu için becerememişlerdi.

Nian zhen ve üç yaşlı adam daha hapın şokunu tam atlatamamışken Ruan Ji Lijuan, onları bir kez daha şok etmişti.

Nian zhen, Elini sakinleştirmek için Ruan Ji Lijuan’ın kafasına koydu ve endişeli bir sesle sordu.

-Xiao Juan, ne oldu? Neden ağlıyorsun?

Ruan Ji Lijuan, eliyle Nian zhen’in kafasına sertçe vurdu ve öfkeyle bağırdı.

-Beni terk ettiğini sandım!

Nian zhen, kafasına aldığı sert darbe ile bir an başı döndü ve gözleri yukarı kayıp bayıldı.
.

Like A Flower (BL)

Like A Flower (BL)

Puanlama 0.0
Seviye: Ongoing Tür: Yazar: Orjinal dil: Türkçe
Like A Flower (BL)   Ruan Ji Lijuan, kitap okumayı seven genç bir adamdı. İsmi her ne kadar kadınsı olsa da görünüşü değildi. Buna rağmen karakteri, ismi ile uyuşuyordu.   Ruan Ji Lijuan, okumayı abarttığı bir zamanda yorgunluk yüzünden ölür ve kendisini bir çiçek olarak bulur.   Hemen oku!

Yorumlar

Ayarlar

Karanlık Modla Çalışmıyor.
Sıfırla