Gecenin Dileği 7.Bölüm

Herkes yüzeysel dünyalarına bakar iken

O çoktan derin dünyalara dalmıştı.

 

 

~~~

 

Ormanın derinliklerine indikçe fısıltılar duymaya başladım. Üç farklı ses tonu vardı gerçekten ince seslere sahipler.

 

‘Bu o’

 

‘Evet Estelle bu’

 

‘Gerçekten çok güçlü bir aurası var’

 

‘Güzelliği takdire şayan’

 

Kıkırdamalarla birlikte konuşuyorlardı. Sanki birbirlerini itiyorlarmış gibi sesler gelmeye devam ediyordu.

 

‘Erion’u kıskandım. Ondan önce bizim kutsamamızı almalıydı’

 

‘Evet biz üçüzlerin kutsaması onu daha iyi korurdu’

 

‘Şuna bak daha aralarındaki bağ güçlenmemiş gibi.’

 

‘Evet doğru söylüyorsun kardeşim. O zaman bizim kutsamamızı alabilir’

 

‘Evet! Evet bende hissedemiyorum

Estelle’ nin aurası ile Erion’un ki hala tam anlamıyla bağlanmamış

 

[Hah! Güçsüz şeyler bana rakip olabileceğinizi sanmanız komik]

 

Kafamı iki yana sallayıp daha önce yuvarlanmış olduğum tepenin önüne geldim. Burası böyle güzel miydi?

 

Tepeden aşağı indiğimde yürümeye devam ettim. Geçen sefer göl ile dolu olan yer bomboştu. Telaşla etrafıma bakmaya devam ettim Perus’tan da iz yoktu.

 

Ayağımı yerdeki yaşa vurup yere oturdum.

“Ah.! Cidden sinir bozucu sadece 2 gün geç kaldım. Bu bana verdiğin ceza mı Perus”

 

[Aslında bu İlginç]

 

“İlginç olan ne?”

 

[Perus’un varlığı.. Ormanda hissedemiyorum]

 

“Bu nasıl mümkün olabilir?!”

 

[Bilmiyorum.. Ama işler hiç iyi değil uzun süre burda değilmiş. Ormanın girişinde de hissetmemiştim ama pek olanak veremedim]

 

“Bildiğime göre doğa ruhları bölgeleri dışına çıkamaz”

 

[Aslı şu sadece güçlü olan toprak ruhları kendi özlerini ikiye bölebilir. Biri ruhlar diyarında biride kendi bölgesinde kalır]

 

“Şimdi ne olacak!? Bana buraya gelmemi söyleyen oydu”

 

[Ben gidip ruhlar diyarına bakacağım. Burda yanlış olan bir şey var. Sende eve geri dön burada oyalanma]

 

“Önce gidip yaşadığım yerden eşyalarımı alacağım”

 

[Bu tehlikeli Estelle eminim Khalsiler de senin geri dönme ihtimalini düşünmüşlerdir]

 

“Merak etme zaten oraya girebilen sadece benle annemdi. Şimdi ise sadece ben hızlı olacağım”

 

[İyi şanslar Estelle. Dikkatli ol]

 

“Benim için endişeleniyor musun Erion yoksa?”

 

[Kapa çeneni]

 

Ufak bir kıkırdama çıktı ağzımdan. Boğazımı temizleyip gözlerimi kapattım. Kulaklarımı ormana verdim.

 

Önce bir kuş yuvasının sesi çınladı sağ kulağımda sonra ilerisinde bir kaç Khalsi’nin konuştuğunu hissettim. Aralarından biri bana doğru bakınca kaşlarımı çatıp daha farklı bir yöne dönüp hissetmeye çalıştım. Gözlerimi açıp yürümeye başladım.

 

Şuanlık beni tehdit edecek mesafede hiç Khalsi yok. O beni hissetti mi acaba? Bu mesafeden belki de bana dönmesi tesadüftür.

 

Arkama döndüğümde önümde üç küçük beden belirdi.

 

“Merhaba Estelle!!”

 

Böyle ani çıkışları nedeniyle bir adım geri gittim.

 

“Merhaba siz kimsiniz?”

 

“Ben Anna”

 

Anna magenta renkteydi.

 

“Ben Any”

 

Sanırım su yeşiliydi rengi

 

“Ben Anel”

 

Anel en farklı tondu sanırım cyan rengi?

 

“Bizler Sirius takım yıldızının ruhlarıyız”

 

Onlara bakmaya devam ettim dilim tutulmuştu diye bilirim ilk defa bir takım yıldızı ruhlarının manevi bedenlerini gördüm.

 

Gerçekten de dillere destan güzellikleri olduğu söyleyebilirim.

 

Anel başlığımı geri çekip saçlarımı saldı.

 

Anel “Gerçekten çok güzelsin”

 

Any “On yaşında olduğuna emin misin?”

 

Anna elini çenesine koymuş beni incelemeye devam ediyordu. Elini indirip gözümün tam önüne geldi.

 

Anna “Bence o ilk Mitini erken yaşamış”

 

Any ve Anel kıkırdayıp ‘Saçmalama’ dediler aynı anda söylemeyi nasıl başarıyorlar?

 

Anel küçük elleriyle saçımdan bir tutam havaya kaldırdı.

 

Any etrafımda dönüp beni incelemeye devam etti. Anna ise gözüme bakmaya yüzümü başka bir tarafa çevirdim. Acaba koşup kaçsam takım yıldızları beni lanetler mi?

 

Any “Bence bu teorin yanlış değil gibi Feromenleri çok soluk dibine girince alabildim sadece.”

 

Kolumu burnuma yaklaştırıp kokladım herhangi bir koku yoktu.

 

Anna gülüp başımın üstüne oturdu. “Ben söylemiştim”

 

Anel “Ama boyu hala bir çocuk gibi. Normalde Khalsiler Mit geçirince boyları ve görünüşleri büyük olmuyor muydu?”

 

Any “Evet bu tuhaf sadece görünüşü değişmiş gibi.”

 

Anna “Bir dakika sanki gönemli bir şey gözden kaçırıyoruz”

 

Üçü bir anda sesli bir şekilde “Evet Khalsiler 13 yaşında Mit geçirler!”

 

Anel “Evet bu yüzden büyümemiş olabilir”

 

Üçüde kollarını göğüzlerinde bağlamış

 

‘Evet evet mantıklı olan bu’

 

diyerek başlarını aşağı yukarı sallıyordu. Yavaş adımlarla yürümeye başladım. Anel sol omzumda, Any sağ omzumda Anna da hala başımın üstündeydi.

 

Neyseki ruhlar sadece istedikleri kişilere görünüyordu.

 

Gecenin Dileği

Gecenin Dileği

Puanlama 0.0
Seviye: Hiatus Tür: Yazar: Çizer: Yayınlanma tarihi: 2021 Orjinal dil: Türkçe
Gecenin Dileği Bir çok krallığı olan bir kıtada Sappen kralının bir hayali vardı. 'Tüm kıtayı birleştirmek' Bunun için birçok savaş çıkardı. Neredeyse tüm kıtayı fethetti bir bölge hariç orada kara ağaçlar bulunması yüzünden Penumbra* ormanı dendi. Bu ormanı alamamasının sebebi orada yaşayan bir kabile toplulukları olması. O kadar çok kendilerini soyutlamışlardı ki varlıkları bu savaşlar ile tanınmıştı. Onlara unutulmuşlar anlamında Oblivion dendi. Onlara her fetih için savaş açıldığında krallık üzerine birçok felaket geldi. En sonunda halkın ve soyluların zoru ile kral o topraklardan vazgeçti. İnsanlar böylelikle çocuklarına onların hikayelerini anlattı. Bu anlatılan hikayeler büyüdükçe büyüdü. Bu hikayeler içerinde tek doğru olan Oblivionların ruhlar tarafından kutsandığıydı.   Not: Ekibimizin minicik pofuduk TEMARİ'sinin orjinal novelidir. Resimler karakterleri daha iyi tanımlamak amacıyla konulmuştur.   Hemen oku!

Yorumlar

Ayarlar

Karanlık Modla Çalışmıyor.
Sıfırla