Gecenin Dileği 24.bölüm

“Efendim sözünüzü kesiyorum ama ben neredeyim?”

 

[Burası Space]

 

Estelle kaşlarını attı. Derin bir nefes alıp

 

“Space de ne?”

 

[Ha!? Burayı bilmiyor musun hiç mi hikayelerini duymadın?]

 

Blaise tek kaşını kaldırıp Estelle’nin yanına çömeldi. Ona ne yapmalı gerçekten bilmiyordu Erion yine onun başına bela açmıştı burada olan zamanla dışarıdaki zaman arasında farklar vardı bunu söylemeli miydi gerçekten emin değildi.

 

Ya da gücünü kullanıp zamanın akışını mı değiştirmeliydi.

 

Her ne kadar Space den sorumlu Blaise sorumlu olsada şüpheleri vardı. Estelle’nin buraya nasıl geldiği gibi…

 

‘Estelle’yi elimde tutup Erion la biraz uğraşmalı mıyım?’ diye düşündü.

 

Biraz daha düşününce bundan vazgeçti başında yeterince iş vardı, Perus’un hala ortaya çıkmaması da çabasıydı. Perusa bağlı bir çok ruh hala onu arıyordu ama en ufak iz yoktu. Oldukça şüpheli olduğu aşikardı. Belkide artık lanet gerçekleşmeye başlıyacaktı.

 

“Imm…efendim hala bana cevap vermediniz”

 

[Bunu anlatmak zorunda değilim. Tek söyleyeceğim burdaki zamanla normal dünyanın ki bir değil]

 

“Ne kadarlık bir farklılık var”

 

Blaise biraz kıkırdadı. Estelle onun güzelliğine hayran kaldı.

 

[Kim bilir?]

 

Blaise omuz silkip gülümsedi. Estelle’ye buranın kontrolünün kendinde olduğunu kesinlikle söylemeyecekti.

 

Bir süre geçti ikiside bir şey söylemeye yanaşmadı. Blaise, Estelle’nin önüne oturmuştu. Onu dikkatli bir şekilde incelemeye devam ediyordu Estelle’yi bu durum bir hayli rahatsız etsede gözlerini yumup bekledi.

 

Blaise’in bir an kafasında bir çınlama yayıldı. Kurduğu tuzak alarm vermişti biri kendisi için yapılan tapınağa gelmişti. Gidip bir an önce onunla ilgilenmesi gerekli yoksa yine azarlanacaktı.

 

[Hoşçakal Gecenin Kızı buraya bir sonraki gelişinde seninle sohbet etmek isterim umarım yanında Perusta olur.]

 

“Bir daki-”

 

Daha cümlesini tamamlayamadan oluşan bir rüzgar ile gözlerini kapamak zorunda kaldı. Geri açtığında Blaise’i hiçbir yerde göremedi.

 

 

~~~

 

Arşidük Ferdinand elinde bir kitap ile çalışma masasında oturuyordu. Onun gelmeyeceğinden bir hayli endişeliydi.

 

Ron kapıya her gelişinde olduğu gibi iki kez tıklattı. Elini ününde birleştirmiş yılların yorgunluğunun vurduğu gözlerini kapıyı açtığında Arşidüke çevirdi.

 

“Efendim misafirimiz geldi.”

 

Arşidük Ferdinand kafasını bir kez sallayıp içeri alması anlamında elini kaldırdı. Oğlunun iyileşebilecek olması ihtimali bile kalbini hızlandırıyordu.

 

Üzerinde bir cübbe ile küçük çocuk içeri girdi. Masasına birkaç adım kalıncaya kadar ona yaklaştı. Kafasını kaldırıp Arşidük’ün gözlerine baktığında gri tonlarında sis gibiydi.

 

Elini şapkasının ucundan tutup arkaya doğru çekti. Gece mavisi saçları döküldü. Yüzüne maskesini takmamıştı.

 

Arşidük Ferdinand “Seninle nihayet bir araya gelebildik”

 

Erion onu dikkatli bir şekilde yavaşça kitabını kapamasını izledi.

 

‘Onu öldürmeli miyim? Hayır…Şuan ki bedenin yeterli olmayabilir’

 

[S-sen ne yapıyorsun Erion!? Estelle’nin başını belaya sokabilirsin](Anely)

 

‘Hiçbir şey olmayacak dur ve izle’

 

[Estelle’yi hissedemiyorum o nerede? Ne yaptın] (Anely)

 

‘Sadece bir süre bu beden bende kalmalı bu yüzden onu Space yolladım’

 

[Dur ne yaptım dedin az önce. Onu nasıl Blaise bırakırsın] (Anely)

 

‘Her şey yolunda olacak’

 

Erion”Bizden hayır benden ne istiyorsun.”

 

Arşidük ellerini önünde kavuşturarak

“Direkt konuya mı girmeliyim. Hm senden yapmanı istediğim bir şey var eğer başarırsan senin birçok dileğini yerine getirebilirim”

 

Erion yüzünde çok ufak bir mimik oynadı. ‘Belki de onu kullanmalıyız ‘ diye düşündü.

 

[Ona akademi müdürü Arşidük diyordu ve bir hayli saygılıydı. Bir yüksek rütbeli insan olsa gerek] (Anely)

 

İkisi aynı anda ‘Kesinlikle işimize yarayacak’ diye düşündüler.

Gecenin Dileği

Gecenin Dileği

Puanlama 0.0
Seviye: Ongoing Tür: Yazar: Çizer: Yayınlanma tarihi: 2021 Orjinal dil: Türkçe
Gecenin Dileği Bir çok krallığı olan bir kıtada Sappen kralının bir hayali vardı. 'Tüm kıtayı birleştirmek' Bunun için birçok savaş çıkardı. Neredeyse tüm kıtayı fethetti bir bölge hariç orada kara ağaçlar bulunması yüzünden Penumbra* ormanı dendi. Bu ormanı alamamasının sebebi orada yaşayan bir kabile toplulukları olması. O kadar çok kendilerini soyutlamışlardı ki varlıkları bu savaşlar ile tanınmıştı. Onlara unutulmuşlar anlamında Oblivion dendi. Onlara her fetih için savaş açıldığında krallık üzerine birçok felaket geldi. En sonunda halkın ve soyluların zoru ile kral o topraklardan vazgeçti. İnsanlar böylelikle çocuklarına onların hikayelerini anlattı. Bu anlatılan hikayeler büyüdükçe büyüdü. Bu hikayeler içerinde tek doğru olan Oblivionların ruhlar tarafından kutsandığıydı.   Not: Ekibimizin minicik pofuduk TEMARİ'sinin orjinal novelidir. Resimler karakterleri daha iyi tanımlamak amacıyla konulmuştur.   Hemen oku!

Yorumlar

Ayarlar

Karanlık Modla Çalışmıyor.
Sıfırla